PARMAK EMME NEDİR VE TEDAVİSİNDE NASIL BİR YOL İZLENMEKTEDİR?

ÇOCUKLARDA PARMAK EMME NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Normal çocuklarda herhangi bir psikopatolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir davranıştır. Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmak mümkündür.

            Doğumu takiben ilk 3-4 ayda normal olarak bir çocuğun yeme ve içmesi için tek yol emmedir. Birinci yılın sonuna kadar emme esas yol olarak kalır. Çocukların bu faaliyetten belli bir şekilde ve derecede zevk aldıkları görülmektedir. Emme refleksinin sıklığı değişir. Birçok çocuğun beslenme sonrasındaki emmeden yeteri kadar doygunluk elde ettikleri görülür. Ağız hayatta haz kaynağı olarak kalır. Bu faaliyet erken çocuklukta emme, çocuklukta sekiz çiğnemek, tırnak ısırmak, gençlikte sigara içme, öpme ve hafif ısırma şeklini alır. Başparmağın, emme objesi olarak seçilmesi muhtemelen rastlantıdır. Başparmak çocuğun rasgele yaptığı el hareketleriyle ağız ile temasa gelmesiyle başlamaktadır. Bu sırada faaliyet zevk verici bulunuyor ve bundan sonra da zevk kaynağı olarak devam ediyor.

Nedenleri :  

Yeni doğan bebekler, parmak emmeyi daha anne rahminde öğrenirler. Doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden biri emmedir. Bazı bebekler yeni dişlerin çıkması, bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler.

            İlk bir yaş içinde bebeklik döneminde çocuk doğal olarak parmak emebilir. Daha çok başparmağını hatta bazen ayak parmağını bile emebilir. Bu davranışın, çevreyi tanıma ve keşfetme ihtiyacından doğduğu kabul edilebilir. Parmak emmenin temelinde anne-çocuk ilişkisindeki yetersizlik ve çocukta güven duygusunun yeterince gelişmemiş olduğuna ilişkin görüşler vardır.

            Ayrıca parmak emmenin uykuyla sıkı bir ilgisi vardır. Birçok çocuk parmaklarını uykulu oldukları ve uykuya daldıkları zaman emerler. 2 yaşındaki çocukların bir kısmı uykuya dalarken parmaklarını ağızlarına almak için direnirler. 3 yaşında bu alışkanlık uyku sırasında kendiliğinden kaybolabilir.

            Parmak emmenin gıda almak kadar duyguların da doymasına hizmet eden bir keyfiyet olduğu hakkında delil olarak gösterilmektedir. Bilindiği gibi her bebek bir devre parmak emer ve bu gayet tabi olarak görülmelidir. Ancak 1 yaşını geçtiği halde, sıklıkla parmak emmeye devam eden çocuklarla ilgilenmek gerekir.

Tedavisi :

Anne-babaya parmak emmenin zararsız bir faaliyet olduğu açıkça anlatılmalıdır. Küçük yaşlarda çocuklarda uygun beslenmelidirler. Çocuğun beslenme şekli de önemlidir. Bu alışkanlığından vazgeçirmek için şiddet kullanmak, hiçbir fayda getirmez

            Sürekli parmak emme, alışkanlığında psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir. Parmak emme alışkanlığı karşısında anne-babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım, olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve ilgilenmekten kaçınarak çocuğa bu alışkanlığın, bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarının gözüne hiç hoş görünmeyeceğini, basit bir dille anlatmaktır çocuğa alıştığı parmak emmeden aldığı hazdan daha kuvvetli ve eğlendirici bilhassa ellerini kullanmak suretiyle yapılacak bazı uğraşlar vermek olabilir.

İnternet Bağımlılığı ve Çözüm Önerileri

Bağımlılık insanın bir maddeyle veya bir davranışla sağlıksız bir ilişki kurmasıdır. Kişi bağımlısı olduğu şey olmadan yaşayamaz. Onsuz ne yapacağını bilemez, bunalır, kendini çaresiz ve güçsüz hisseder. Bağımlısı olduğu maddeyi veya davranışı hayatının merkezi haline getirir ve diğer her şeyi ona göre belirler. Belirli bir süre sonra da bağımlılığı kişiyi tamamen esir alır ve kölesi haline getirir.

  • Her gün internete giriyor musunuz?
  • İnternete planladığınızdan daha sık girip, daha uzun süre mi kalıyorsunuz?
  • İnterneti kullanım süreniz her geçen gün artıyor mu?
  • Geç vakitlere kadar bilgisayar başında kaldığınız, hatta zaman zaman bilgisayar başında sabahladığınız oluyor mu?
  • İnternette daha çok vakit geçirebilmek için sorumluklarınızı (iş ya da okul) aksattığınız oluyor mu?
  • Çevrimiçi olmadığınız zaman huzursuzluk, kaygı ya da uyku bozuklukları yaşıyor musunuz?
  • İnterneti kullandığınızda rahatlıyor musunuz?
  • İnterneti daha az kullanmak gibi istek duyuyor, ama başaramıyor musunuz?
  • İnternette işiniz bittiği halde, yeni meşgaleler arıyor musunuz?
  • İnternet dışı uğraşlara ilginiz azalıyor mu?
  • İnternette geçirdiğiniz vakit nedeniyle sosyal ilişkilerinizde, özellikle yüz yüze görüştüğünüz arkadaşlarınızın sayısında azalma oldu mu?
  • İnternetle ilgili değişik aktivitelere (kitap, taratıcılar, yüklenecek programlar, vs.) çok zaman ve para harcıyor musunuz?

Eğer bu soruların çoğuna evet yanıtı veriyorsanız internet kullanımınıza daha çok dikkat etmenizin zamanı gelmiş demektir! Peki internet bağımlılığının belirtileri nelerdir?

  • Yanlış olduğunu bildiği halde kendini durduramamak
  • Giderek harcanan zamanın artması
  • Aile ve arkadaşların ihmal edilmesi
  • Boşluk hissi, depresyon, bilgisayar başında olmayınca huzursuzluk veya sinirlilik
  • Yaptıkları konusunda yalan söyleme
  • Bilgisayar başında kendini iyi hissetme
  • Kontrolünü kaybetmek

İnternet bağımlılığının günümüzde büyük bir sorun olmasındaki temel nedenler akademik, sosyal ve çalışma hayatına yaptığı olumsuz etkilerden kaynaklanmaktadır. İnternet bağımlılığı yüzünden insanların uyku düzeni bozulmakta, aile hayatı olumsuz etkilenmekte, akademik başarısı düşmekte ve çalışma hayatındaki başarılarında düşüşler gözlemlenmektedir.

Gece geç vakitlere kadar internet başında vakit geçirdikçe uyuyamayan birisi internette daha fazla vakit geçirip internet başında sabahlayabilir, yaşadığı bu uykusuzluk iş performansına, akademik başarısına veya aile hayatına olumsuz yansıyabilir. Sonuçta kimse sürekli internet başında boş boş vakit geçirip kendisiyle hiç ilgilenmeyen bir eş istemez veya kimse iş yerinde çalışmak yerine internetten okey oynayarak mesai bitiren bir çalışanı kabul etmez.

Bununla birlikte internet bağımlılığının göstergelerinin bazı ortamlarda normal kabul edildiği de görülmektedir. Aynı ortamda bulunan bir çok kişinin fiziken orda bulunmalarına rağmen ellerindeki akıllı telefonlarla internette paylaşım yaptıklarını, yapılan paylaşımlara baktıklarını veya internet üzerinden oyun oynadıklarını görebilirsiniz. İnternet bağımlılarında aşağıda belirtilen özellikleri görmek mümkündür.

  • Sürekli olarak kafası internet aktiviteleri ile meşgul olmak
  • Tatmin olmak için artan şekilde internet kullanma ihtiyacı hissetmek
  • İnternet kullanımını durdurma ve kontrol etme konusunda başarısız olmak
  • İnterneti kullanmayı bıraktığında huzursuz, karamsar, depresif veya sinirli hissetmek
  • Başlangıçta öngördüğünden daha fazla çevrimiçi olmak
  • İnternet kullanımı nedeniyle önemli bir ilişki, iş, eğitim veya kariyer fırsatını tehlikeye atmak
  • İnternet ile bütünleşmenin kapsamını gizlemek için aile üyelerine, terapiste veya başkalarına yalan söylemek
  • İnterneti problemlerden kaçış veya ruh halini rahatlatmanın bir yolu olarak görmek

Günümüzde bireyselleşmenin artması, aidiyet duygularının azalması ve sosyal ilişki kurmanın zorluğu sonucunda yalnızlaşan bireyler sosyalleşme ihtiyacını en kolay şekilde internet üzerinden giderebiliyor, sohbet odaları aracılığıyla sanal arkadaşlıklar kurabiliyor, çevrimiçi oyunlar aracılığıyla hem vakit geçirip hem de yeni insanlarla birlikte hareket edebiliyor. Böylece internet bağımlılığı da yaygınlaşmış oluyor.

Tanımadığımız kişilerle kolayca iletişime olanak sağlaması, her an erişim imkanı, merak ettiğimiz her türlü bilgiye anında ulaşabilme imkanı sağlaması, özgür bir şekilde duygu ve düşünceleri ifade etme olanağı, yasaklanmış olana erişimi kolay hale getirmesi, oyun oynamaya, risk almaya ve benzeri ilgi çekici şeylere imkan tanıması interneti kullanıcıları ve bağımlıları için çekici hale getiren etkenlerden birkaçıdır. İnterneti sınırsız bilgi içeren bir dünya olarak düşündüğümüzde, yapacak bir etkinlik bulamadığımız zamanlarda internet üzerinde gezinme imkanımızın olması bile internetin çekici yönünü anlatmak için yeterlidir.

Bu nedenlerden ötürü çocuklara internet tanıtılırken öncelikle internetin ne kadar büyük bir dünya olduğu hakkında farkındalığa sahip olmalarını sağlamamız gerekmektedir. Çünkü internetin boyutları hakkında fikir sahibi olan çocuğa internette güvenliğin önemini anlatmamız daha kolay olacaktır. Bunun yanı sıra çocuklar; internette ne tür bilgiler paylaşıp, neleri paylaşmayacakları ve ne tür sitelere girip girmeyecekleri konusunda bilgilendirilmeli, özellikle sosyal ağlar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Bununla birlikte çocukların günlük internet kullanımı sınırlandırılmalı, çevrimiçi oyunlarda mümkün olduğu kadar az vakit geçirmesi sağlanmalı ve çocuklar ağırlıklı olarak interneti bilgi edinme ve ders amaçlı kullanmalıdır. Ebeveynler çocukları interneti kullanırken mutlaka çocuğu takip etmeli, çocuğun internette hangi sitelere girdiği ve internet üzerinden kimlerle iletişime geçtiği hakkında bilgi sahibi olmalı ve çocuk internet gibi sınırları olmayan bir dünyayla tek başına karşı karşıya kalmamalıdır.

Alıntıdır: Daha detaylı bilgi için” https://egitimheryerde.net/internet-bagimliligi-ve-cozum-onerileri/ ” adresini ziyaret edebilirsiniz.

HAZIR CEVAPLAR

Sokrat Ölüme mahkûm edildiğinde, esi:
— Haksiz yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
— Ne yani, demiş. Bir de hakli yere mi öldürülseydim!

------------------------------------------------------------------------------------

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... 
Mağrur zengin, hor gördüğü Filozofa:
"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
— Ben çekilirim!

------------------------------------------------------------------------------------

Bir semsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Sheaksper'a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabi su olur:
— Dostum siz semsiye yapın, hep semsiye yapın, sadece semsiye yapın.

------------------------------------------------------------------------------------

Meşhur bir filozofa:
— Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda:
— Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.

------------------------------------------------------------------------------------

Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui'ye:
— Majesteleri, demiş. Akil vergisi almayı hiç düşündünüz mü?
Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
— Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akil vergisinden muaf tutuyorum.

------------------------------------------------------------------------------------

Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri:
— Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:
— Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?

------------------------------------------------------------------------------------

Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
— Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
— Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

------------------------------------------------------------------------------------

Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için:
— Affedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan su cevabi vermiş:
— Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

------------------------------------------------------------------------------------

İdam edilmek üzere olan bir mahkûma:
Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında:
— Bu bana iyi bir ders oldu!

------------------------------------------------------------------------------------

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
— Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
— Evet hünkârım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
— Ben de bilirim.

------------------------------------------------------------------------------------

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
— 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek söyle der:
— Biz de onlara yaklaşıyoruz.

------------------------------------------------------------------------------------

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım

------------------------------------------------------------------------------------

Selam

Yola çıkınca her sabah,
       Bulutlara selam ver.
       Taşlara, kuşlara, atlara, otlara
       İnsanlara selam ver.
       Ne görürsen selam ver.
       Sonra çıkarıp cebinden aynanı
       Bir selam da kendine ver.
       Hatırın kalmasın el gün yanında
       Bu dünyada sen de varsın!
       Üleştir dostluğunu varlığınla,
       Bir kısmı seni de sarsın.
Üstün Dökmen

Öğretmen Andı

“Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk inkılâp ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; 

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; 

Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma; 

İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan 

Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”

İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Mehmet Âkif ERSOY